Evet sömestr tatili yaklaşıyor aynı zamanda yerel seçimler de yaklaşıyor. öğretmenler öğrencilere karneleri hazırlamaya başladı, bizde yerel yönetimlerin karnelerini hazırlamaya başlamalıyız. İşte benim İBB için hazırladığım karnenin taslak hali:
- En çok kullandığım İBB hizmeti, toplu taşıma, otobüs. En çok kullandığım hatlar: 122v, 522st, 622. Bunlarla ilgili olarak önceki dönemle kıyaslandığında gözle görülür bir iyileşme yok. Artan bir sefer sıklığı yok. Aksine artan araç arızaları söz konusu. Önceki dönemlerde karşılaşmadığım kadar araç arızasıyla karşılaştım. İşe gidiş dönüş saatlerinde araçlardaki yoğunluk azalmadı. Engellendiği söylenen israftan arta kalan kaynakların yeterince kısmının buraya aktarılmasını beklerdim.
- Reklamlar, afişler, çevre düzenlemesi gibi makyaj faaliyetlerinde azalma, artan icraat beklerdim, bu konuda hayal kırıklığına uğradım. Kesildiği söylenen israftan ortaya çıkan kaynağın reklam bütçelerinde israf edilmesi gibi bir durum görüyorum.
- Şehrin temel problemi olan trafikle ilgili yapılanlar ya yeterince ifade edilemiyor ya da günü kurtarmanın dışında ekstra bir şey yapılmıyor. Tamamlanmaya çalışılan metro projeleri dışında gözle görülür katkı sağlayacak icraat göremiyorum.
- Belediyenin daha bir ekip işi tarzı yönetilmesini bekliyordum. Ülke yönetimindeki tek adam sorunsalının başlangıcı olan İBB yine benzer bir ürün doğuracak gibi görünüyor. Belediyenin tüm afişlerinde başkanın imzasını, ismini görmek belediye ekibinin hakkını yemek gibi görünüyor ve artık beni rahatsız ediyor. Bu durum bakanlıklardan tutun diğer belediyelerde de hiçbir şekilde bana hoş gelmiyor. Hepimiz biliyoruz ki hiçbir yöneticimiz süpermen değil ve altına imza attıkları işlerin çoğunda aslan payı onlara ait değil, bu emek hırsızı yönetim tarzının farkına varıp takım çalışmasını öne çıkaranları görevlendirmeye başlamamız gerekiyor.
- Deprem riski etüdü için başvurdum. Halen 2000 öncesi binaların analizini bitiremediler gibi. Çünkü halen dönüş yapmadılar.
- …
- Aklıma geldiği gibi yazdım, sonuçlarından sorumsuzum diyemiyorum. Hey bu yazıyı okuyan, sen ne düşünüyorsun?