Yalnızlık benim tek arkadaşım!

Yalnızlık benim tek arkadaşım. Hiç bir önerimi reddetmeyen, kapris yapmayan, insanı zora sokmayan bir arkadaş. Yalnızlıkla arkadaşlığı uzatınca dostluk mertebesine geçiliyor. O zamanda “yalnızlık benim tek dostum” diyorsunuz. Yalnızlık sizi hiç yalnız bırakmıyor. 🙂 Yalnızlık ile olan ilişkimiz dostluk mertebesine ulaşınca artık ayrılmaz ikili oluyorsunuz. Her gittiğiniz yere yanınızda onu da götürüyorsunuz. Arkadaşlık kısmında kapris yapmayan ve talepleri olmayan dostumuz yalnızlık artık öyle davranmıyor. Kendisinden başka dost veya arkadaşlık istemiyor.

Siz de artık benim başkalarına ihtiyacım yok demeye başlıyorsunuz. Yalnızlığım bana yeter!

Sizi tanıyan kişilerden gelen sosyalleşme taleplerine “yalnızlığımla ben çok güzel vakit geçiririz” diye düşünerek hayır demeseydim pişmanlıklarına ihtimal bile vermiyorsunuz. Kalabalık içinde yalnızken olduğunuz kadar özgür olamayacağınız duygusu kalabalıktan uzaklaştırıyor. Ne de olsa yalnızlık sizi her halinizle kabul ediyor. Ancak sizi her halinizle kabul edecek insanların var olabileceğine pek fazla ihtimal vermiyorsunuz. İnsanların sizi değiştireceğinden, değiştirmek isteyeceğinden korkuyor ve kendinizi yalnızlığın kollarına atıyorsunuz. Sizi olduğunuz gibi kabul edecek, sevmese bile size saygı gösterecek insanların varlığını bilseniz bile peşlerinden gitmiyorsunuz.

Yalnızlık dostluk seviyesinde artık size karışan bir dostunuz oluyor. Artık sizi aralarında görmek isteyen kalabalıklara karşı sizi dolduran bir mefhum oluyor. Arkadaşlık safhasında başkalarının taleplerine karışmayan yalnızlık artık pasif durmuyor. Başkalarını karalayan bir tutum sergiliyor. Örneğin arkadaşlık safhasında ve dostluk safhasında yalnızlığın hayatınıza müdahalelerini gösteren aşağıdaki diyaloglara bir göz atın.

Arkadaşlık safhası:
Birisi: Bu akşam sinemaya gidelim mi?
Siz: Sinemaya mı?
Yalnızlık: İstersen akşam evde başbaşa bir vizyon film seyrederiz.
Birisi: Evet sinemaya, a, b, c ve d ile vizyona yeni giren bir filmi abc’de seyreder sonra da bir kafede sohbet ederiz.
Yalnızlık: Sessiz, sakin sen ve ben başbaşa kafamıza göre bir film seyretmeye ya da sen ne istersen (!) onu yapmaya ne dersin?
Siz: ben gelmeyeyim, siz takılın

Dostluk safhası – yalnızlık ruhumuza işlemiş:
Birisi: bu akşam sinemaya gitmeye ne dersin?
Siz: sinemaya mı?
Yalnızlık: ne sineması ya? başbaşa güzelce özgürce vakit geçirmek varken
Birisi: evet sinemaya.. a, b, c ve d ile yeni vizyona giren bir filmi yeni açılan avm’de seyredelim, sonra kafede bir şeyler içerken sohbet ederiz.
Yalnızlık: a, b, c ve d mi? a ve b senin hakkında neler düşünüyor biliyorsun değil mi? iş olsun diye, sırf davet etmiş olmak için seni de çağırıyorlar.. senin gelmeni istemiyorlar aslında. yeni vizyona giren başka bir film var. o daha güzel, ona para verip onu seyretmek varken neden bu kişilerle takılasın ki? en iyisi beraber takılalım biz.
Siz: başka planlarım var, siz takılın, iyi eğlenceler…

Yalnızlık sizi hiç mutsuz etmiyor.
Ta ki kendi ihtiyaçlarınızı tek başınıza karşılayamadığınız günler gelene kadar..
İhtiyacınız olduğu anda sizi yanlız bırakmayan dost ve arkadaşların tersine; artık yalnızlığınız da sizi terkediyor. Derken son nefesinizi veriyor ve de yalnızlık konusundaki tercihinizden pişmanlık duyabiliyorsunuz. İşte o yüzden hep “yalnızlık rabbimize mahsus diyoruz”..

Sonuçta yalnızlık Allah’a mahsus. İnsan anlaşabileceği, her haliyle kabul edip, sevmese bile saygı duyacağı çevreye sahip olmak için mücadele etmelidir.

Yalnızlık benim tek arkadaşım!” hakkında 2 yorum yapılmış, çok şükür

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Doğrulama sorusu *