Paranoya, paranoya, paranoya

Paranoyaİnsan paranoya saplantısına yakalanmaya görsün, anlayış değişiyor.

Örnek verdiğim gruplara bir kastım yok, sadece örnek veriyorum.

Bir dişçi düşünün, bu dişçi neden para kazanıyor? Dişi sağlıksız olan kişilerden. Yani insanların dişleri ne kadar sağlıklı olursa o kadar az dişçiye gidecekler, dişçilerin sayısı da ona göre azalacak. Bu durumda dişçiler ne ister, dişleri sağlıklı olmayan insanlar isterler. Bu durumda bu dişçiler veya diş sektöründe çalışanlar insanların diş ile ilgili sıkıntılarını kökten çözmek isterler mi? İnsanların bir iki sene dişçiye uğramayacak şekilde sağlıklı dişlere sahip olmasını isterler mi? İlköğretim çağındaki kişilere sağlam diş bakım alışkanlıklarının kazandıran eğitimlerin olmasını isterler mi? Cevap kapitalist dünyada, herkesin kendisini düşündüğü dünyada dişçiler sağlıklı dişlere sahip kişileri istemezler. Sağlıklı dişler vaat etmeleri bile kendilerinin varoluş sebebine aykırıdır, bu yüzden hiçbir şekilde dişçilerden tam çözüm beklemeyin.


Örneklere devam ediyoruz:
Dershane sektörünü ve dişlilerini ele alalım, bu kesim eğitim sistemindeki onların varoluş nedenleri olan gediklerin kapatılmasını isterler mi? Sınavlı yerleştirmeye ihtiyaç doğurmayacak kalitede eğitim sisteminin olmasını isterler mi? ÖSS sınavının kaldırılmasını isterler mi? Kendilerinin nemalandığı eğitim sistemi çarpıklarının çözülmesini isterler mi? Cevap tabii ki istemezler. Yoksa kendileri var olamazlar?

Tamirciler en çok neden hoşlanır, bozulan makinelerden. Bozulmayan makinelerin üretilmesi hem teorik olarak olanaksız hem de çarkın işleyişi gereği imkansızdır.

İşletim Sistemi – Windows neden mükemmel değildir? Neden sonra çıkanlar daha az sistem kaynağı ile çalışıp daha çok fonksiyonalite vaat etmezde daha çok sistem kaynağı harcayarak aynı işi daha kolay arayüzle yapar? Neden sürekli güncellemeleri çıkar? Neden hiç güncellemesi çıkmayanı değilde her ay güncelleme çıkaranı seçer insanlar. “Abi satış sonrası hizmet süper bu Windows’ta, her ay güncelleme yapıyorlar, 6 ayda bir servis paketi çıkarıyorlar” vb cümleler bizim seçmeyi ne kadar iyi bildiğimizi göstermez mi?

Muhasebeci düşünün, herkesin kendi muhasebesini kendinin tutabileceği basit ve anlaşılır bir sisteme geçilmesi destekler mi, yoksa muhasebe işlerinin gittikçe karmaşıklaşmasını mı ister?

Bilgi işlemci düşünün, bu adam kendisine ihtiyaç ortaya çıkarmayacak yazılım ve ürünler ister mi? Herkesin ayarlayabileceği ürünler bilgi işlemci olarak çalışacakların sayısını azaltmaz mı?

Çok fazla uzatmadan kıssadan hisseyi çıkartıyoruz. Bazı şeyler insanoğlunun işini kolaylaştıracak şekilde değilde işleri zorlaştırıcı şekilde ilerliyor. Mevcut çarpıklıklar sonucunda yaşam sürdüren kurum, kuruluşlar meslekler dışında bu çarpıklıklar kimsenin işine yaramıyor. Çarpıklıklardan beslenenlere rağmen bu saçmalıklar değiştirilemeyeceği için hayatımız boyunca saçmalıklara maruz kalacağımız bir gerçek.

Bu saçmalıklardan bir tanesi de siyasettir desem ne dersiniz? Ülkemizde kuralları olmayan bir siyaset anlayışı olduğu, istikrarsız, ilkesiz siyaset yapıldığı, bu saçma siyasi ortamı yine bu ortamın siyasetçilerinin çözmesinin ne kadar saçma olduğu gerçekleri ile umutsuzluğa kapılmamız muhtemel. Ama bir umut, hani fakirin ekmeği olan, ondan başka neyimiz var ki. Yerel seçim arafesinde seçim propogandalarını izleyip ilkokul çocuğu gibi bir laf atan siyasetçilerin bulunduğu bu ortamı biz mi kurduk, biz mi çözeceğiz. Başarısız olanın ekibini alıp arenayı terketmediği, yıllarca inat yapıp tekrar tekrar güreşe tutup arkasından gelenlere fırsat vermediği ülkemize 2009 yerel seçiminin hayırlar getirmesini diliyor, paranoya konulu yazımızın finaline gidiyorum.

Paranoya da hayatın gerçeği, yukarıda bahsi geçen paranoyalardan kurtulabilebilmemiz için kendi menfaatimizi değilde toplumumuzun menfaatini düşünmemiz, ülkemizin menfaatini düşünmemiz, insanlığın geleceğini ve menfaatini düşünmemiz, çocuklarımızın, torunlarını menfaatini düşünmemiz ve hayata koymamız yeter diye düşünüyorum. Bir de yenilikçi ruh gerekiyor, işleri daha kolay yapmamıza el verecek yeni çözümlere direnmek yerine adapte olmayı denemeliyiz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Doğrulama sorusu *